29 Kasım 2008 Cumartesi

İçimdeki Sunu

Ve bir an öldü ömrümden
İndirecekken göğsümden sevmesini
Susmasını bilmedi yürek

Limitsiz tutuşsun istedim
Mekan kurup durduğum yüzün

Dokunduğu yeri
Korkusuyla incitip
Can çekişir gibi

Tanımadığım bir tene
Binlerce uyanır gibi
Ayaksız ,bedensiz
Sersiz, başsız gelmek istedim sana

Hepimizi sevmek istedim


Farkımızda kalan düşlerimizin
Manyetik büyüsünde
Ağır ağır
Ellerimden boş yalnızlığımı bırakıp
Küçük bir çocuğun büyümek gibi bir sabrıyla
Gelmek istedim sana

Sevmek istedim seni


Karanlık ucun boşluğu gibi
İçimde bir coğrafya
Dışımda bir memleket

Göçmeyi bekleyen büyük kaygımla
Yorgun hasarlı
Savrulmayı bekleyen rüzgar tadında
Gelmek istedim; gelmek sana


Canan a(Nehir Amara)

Düşünbil dergisi 2008

11 Kasım 2008 Salı

Eski Bİr Aşklı

Eski Bir Aşklı

Kara tahtada yazdığım ilklerin
en yılgınıyım ben
Çünkü hep adınla başlıyorum şarkılara..

ölüm bilmezdi utanmayı
arada bir gelir ve yoklardı
yaşamak dersen tufan’i
hepimize şad olsun
eski bir aşklı
unutulmuştu ayaküstü
rahminde debelenirdi ecelinin
sancılı bir gebe
yorgun bir yüzü eskitirdi böylece


yaşamak hainliktir
ölmek daha bir hainlik
çarpıp çarpıp geri dönen
ağır sancım
eski bir aşklı
seni öğrendiğinden beri kayıp

Sonra,
kelimelerin darlığı kalır aşklıya
kanı çekilmiş olur her daim
bir aşklı dilini yatıştırmayı bilmeden
girer şair kavgasıyla..


Canan Al ( Nehir Amara )

Dar sokak dergisi kasım ayı 2008

Efendim

Demek gidiyorsun efendim
Yarı kurak bırakacaksın beni

“ Kurakçıl bir bitki”

Yukarıya sürülen anahtarın
Gıcırtısı kalacağım

Ağız tabanında çıkan
Bir çeşit küçük bir ur
Tıp ağzıyla bir “kurbağacık”

Demek gidiyorsun efendim
Dünyanın bir parçası olarak
Bırakacaksın beni

Kırsal bakışlarıma
Kor parçası düşürüp
Helalliğini cami imamından isteteceksin

Git efendim
Gözün kalmasın arkanda

Kura neferi, seni buldu demek

Rehinde bulunan ruhunu
Aldılar çarçabuk

Aramızdaki hatır senedi
Zamandan öte işleme girdi

Demek gidiyorsun efendim
Adam içine karışıyorsun yani
Son derece kalabalık, bırakıyorsun beni

Bu işte bir adaletsizlik var
Yaşamın adil olmadığı kadar
Ölüm de adil değilmiş meğer

Adlı sanlı makamın hazır
Üzerinde bir dörtlük

“ Evcil olmayan hayvanları vurma
Evin içinde belki de kurt
Evimi; karım,çocuğum sanma
İçim içimde bir yurt”

Ah efendim
Bu anlamsız sözleri ne diye yazdırdın

Bu badireden kurtulamadın
Çözülmesi güç
Düzensiz disiplinsiz
Bir hastalık, sardı her tarafımızı

Git efendim
Cümlelerimdeki
Ses düşmelerine aldırma; nasılsa
Birazdan kendimle kalınca
Çoğalacak binlerce acılarım
Ses türemelerimden
Belki anlam kaymasına uğrayacağım

Git efendim
Seninle kaynaşmadan
Git
İntiharı bu kadar çekici kılma gözümde

Canan Al ( Nehir Amara)

Deliler Teknesi kasım aralık sayısı 2008

Kentin Ölüleri

Bugünden ağlar kentin ölüleri
Yaşamak ölüme yaslanmaktır, dizeleri yapışır cümlemize

Dağ havası farksız mıdır oyun havasından
Bilmem,
Dağ, yaslanmasını bilmez mi dağa

Dinmeyen kavgasını yutarsın
İçin yosun tutar
Kırmızı kusar
Gıcırdayan acının ellerinde
Yaşamak, diş ağrı kadar; çetin

Kentin ölüleri dünden ağlar
Kurtlanır içleri insanların
Geceleri düşmesiyle ölümün
Yaşamak dediğinin, avurtlarında çöker yüzün

Canan Al( Nehir Amara)